Dizimiz 2012 yapımı fantastik, romantik, azıcık Joseon Hanedanı döneminde , çokça günümüzde geçen, zaman atlaması, reenkarnasyon içeren, 32 kısım tekmili birden aşure bir dizi. Dolayısıyla kahramanlarımızı Joseon dönemi kıyafetleriyle, ellerinde kılıçlarıyla görürken birden günümüz giysileri içinde ellerinde tablet, cep telefonuyla görürseniz şallak mallak olmayın. Dizinin başında çok yorgun değilseniz, kafanızda yapacaklarınız yoksa, odaklanıp ne oluyor takip edebilirsiniz, “Yoksa ne oldu şimdi ya ?” deyip vazgeçmeniz işten değil.
Dizimizin kötü ve kıskanç kadın ve erkek karakterleri Jeong Yu-mi ( Hong Se-na / Hong Hwa-yong ) ve Lee Tae-Sung ( Yong Tae-mu / Prince Muchang ) oynuyor. Bu erkek olanını Playful Kiss’te asıl kıza yazan yan karakter olarak görmüştük. Orada ben ona acıdıydım, ama burada pek acınası bir hali yok. Açıkçası ikisi de o kadar sevimsizlerdi ki, çoğu sahnede o kısımları atlatmaya çalıştım. Bir de kızın asıl kızımızla bir kardeşlik öyküsü var ki, sündürüle sündürüle insanın içine fenalık getiriyor.
Tam bu noktada kızların küçüklüklerini oynayan iki çocuk oyuncudan söz etmemek olmaz. Kim So-hyun ablanın her iki dönemdeki çocukluğunu oynuyordu. Yoochun ile aynı gün doğup, ona hayran olan bu kızımız Yoochun’ın geçtiğimiz hafta başlayan son dizisinde de Yoochun’ın kızkardeşini oynuyor. Miss You’da da aşık olduğu kızın küçüklüğünü oynamıştı. Jeon Min Seo’da Park Ha’nın çocukluğunu oynamakta. Bu da tam yemelik bir velet, o yanakları sıkıştırmak lazım.
Ve dizinin olmasaydılar çok yavan kalacağını düşündüğüm kahramanları Joseon Power Rangersları :
Şimdi Efendim Prensesinin cinayetini çözmek isteyen prensimizin adamlarıyla birlikte zaman atlaması yaparak günümüze gelmesiyle tantana başlar. Çocukların uyum aşamaları, ilk yedikleri yemek omuricedan başlayarak, evi yakma girişimlerinden, sokaklarda danslarına, prensin günümüz versiyonunun işini üstlenmesinden , çaloşmalarına kadar hemen hemen her sahneleri espri, sevimlikil, komedi içeriyordu. Onlar da olmasaydı kötü çiftimiz ile hıyanet planlarından başka bir şey kalmayacaktı sanki dizide. E romantizm unsuru diyeceksiniz, ama o da biraz keçi boynuzu özelliği taşıyor. Zaten anca onuncu bölümde elele tutuşmalar, aşk itirafları bilmemneler olur Kore Dizilerinde , bunda prenste hep bir inkar, red durumları da olduğundan bir içimiz oh ederek onlar ermiş muradına diyemiyoruz. Üstelik dizinin sonunda bile aslında o 300 yıl sonrasının bilmemnesiydi,sonuçta kavuşmuş sayılırlar şu bu nameleri olsa da tüm diziyi götüren karakter Lee Gak bence hepimizle beraber eli böğründe kalıyor. Yani ağır spoiler olacak belki ama, şu anda tüm dünyada bu diziyi bana verselerdi de sonunu ben yazsaydım diyen pek çok Rooftop izleyicisi, senariste küfür yağdırıyor. Böylesi daha gerçekçi deyip güldürmeyin beni, dizi zaten baştan sona fantastikti, ne gerçekçiliği ne gerçeği, yapamadınız mı bi fantastik atraksiyon daha ??
Bu arada dizinin OST’u harika. Ben özellikle Joseon dönemi kısımlarını beğendim, acıklı acıklı. Ara ara açıp dinliyorum. Görüntülü bir versiyon da olsun derseniz işte bir parçayı verelim. Öte yandan dizinin sevdiğim bölümlerini ne zaman açıp izleyeyim bir kez daha desem, aklıma dizinin sonu geliyor sinir oluyorum. Ama belki siz benden farklı düşünürsünüz, kim bilir ?
Şurada da komik bazı sahneler :
vee omurice :