İnsanı şallak mallak eden Fantastik ve bilimkurgu Kore Dizileri

Bu şallak mallak sözü de çok sevdiğim yazar Salah Birsel’den aldığım ve çok severek de kullandığım bir sözdür. Nur içinde yatsın usta. Sizin de hemen anlayacağınız gibi insanı allak bullak eden dizilerdir bunlar. Kore dizilerinin fantastik olmayanını bulmak zorlaştı son günlerde. Dizi normal başlamışken, ki en son Yoon Shi Yoon’un The Train dizisini izliyoruz yoboyla, birden binalar iki sallanıp paralel evrene geçtik, seri katilin öldürdüğü kurbanlar öteki taraftan gelmiş çıktı filan.

Benim iflah olmaz bir bilim kurgu okuru olduğumu belki bilenleriniz vardır. Fantastikten çok bilim kurgu severim aslında. Ama fantastik filmler ve dizilerin de hemen hemen hepsini izlemişimdir. Kitaplığımda da hatırı sayılır bir bilim kurgu koleksiyonum var. Size diğer blogumdan Zaman Yolcuları başlıklı yazımın linkini vereyim ki bu konuda çocukluktan beri ne manyak olduğumu anlayabilesiniz.

Fantastik ve bilim kurgu Kore dizilerine gelince bunlar romantik, polisiye, doktorlu, hukuk dizileri, nuna romanslarla içiçe geçmiş bir biçimdedir. Hemen her tarzın fantastiğini görüyoruz yani. Eğer bunları izlemeye alışmamışsanız, aile ve toplum, din olarak farklı inançlarınız var ve bu türe yatkın bir beyniniz yoksa olan biteni baştan garipsemeniz olasıdır. Ama içine bir girin, müptelası olmanız kaçınılmazdır. Ben şimdi elimden geldiğince ve anımsayabildiğim kadarıyla favori fantastik, bilim kurgu dizilerimi belirli tema başlıkları altında toplayacağım.

Hemen her ülkede olduğu gibi Kore fantastik ve bilim kurgu dünyasının en çok ele aldığı konulardan biri zaman yolculuğudur. Bunu polisiyelerden tutun tarihi dizilere kadar her türde görüyoruz. Polisiyelerde seri katil temasına da çok rastlarız. Geçmişe gidip seri katil yakalamak en çok görülen zaman yolculuğu amaçlarındandır. Bu tarz dizilerden en sevdiğim ikisi tane The Tunnel ve Life On Mars’tır. Bir de geçmişle telsiz aracılığıyla haberleşilen The Signal vardır kiş o da çok güzel dizidir. Bu zaman yolculukları farklı biçimlerde yapılır. Kimi kez komaya girer 1988’e dönersiniz, kimi kez bir tünelden geçer 30 yıl sonraya gidersiniz, kimi kez de bir alet aracılığıyla geçmiş ya da gelecekle haberleşirsiniz.

Tarihi dizilerde de geçmişe gitmek, ya da geçmişten geleceğe gelmek yaygındır. Rooftop Prince’de prens Lee Gak geçmişten geleceğe gelirken, Moonlovers’ta başrol kız günümüzden geçmişe gider.

Bazen de mutsuzluğunuzu gidermek için geçmişe yolculuk yaparsınız. Şimdi bana kaybolan yıllarımı geri verseler diyen kocalar geçmişe giderler yaptıkları hatayı değiştirmek için, ama karılarını ne kadar sevdiklerini anlayarak bin pişman geri dönerler. Familiar Wife ve Go Back Couple bu tarz dizilerden.

Bu geri dönme olaylarından söz ederken bir polisiyeden de bahsetmemek olmaz. Çocuğunun öldürülmesinden 14 gün önceye gelen bir annenin ve başına gelenlerin anlatıldığı God’s Gift 14 Days.

Önce yazmayı unuttuğum, sonra da sevgili arkadaşımın hatırlatması üzerine ekleyeceğim bir başka dizi de 365 Repeat The Year. Bir grup insana hayatlarında bir yılı tekrar yaşamaları şansı verilmesiyle başlayan fantastik bir dizi. Çok da beğenerek izlemiştim.

Zaman yolculuğu temalı klasik dizilerden biri de Nine Nine Times Time Travel’dır ki yazarı Song Jae Jung aynı tür bilimkurgu ve fantastik başka diziler de yazmıştır. Queen in Hyun’s Man de bir zaman yolculuğu dizisi, listemde ama bir türlü zaman bulamıyorum. Daha sonra söz edeceğim W Two Worlds de onun eseri. Memories of Alhambra da.

Zaman yolculuğu dizileri pek çok ama ben en son beceriksiz bir zaman yolcusunu konu eden Tomorrow with you‘yu da listeye ekleyip, farklı bir temaya geçeceğim.

Kore dizilerinde fantastik yaratıklara da çok yer verilir. Bu konu çok fazla benim kalemim olmasa da bazı dizileri izledim. Kore mitolojisinde en çok söz edilen iki yaratık Goblin ( Dokkebi ) ve Gumiho. Bir de azrail olan Cosıng Saca var tabii. Goblin’in de ne olduğunu açıkladığım herkesin bildiği Goblin dizisi ile ilgili yazımın linkini vereyim önce. Sonra yedi kuyruklu tilki olarak bilinen Gumiho hakkındaki hiç bir diziyi izlemediğimi belirteyim, farklı nedenlerle.Yakında Lee Dong Wook’un gumiho dizisi de başlayacak, ama bu konuyla ilgilenenlere yine de My Girl friend is Gumiho ve Gu Family Book adlı dizileri önerebilirim. Bu klasmana aslında meleklerle ilgili diziler de giriyor. Çoğu bir şeyleri düzeltmek üzere gelmişlerdir ve bazen düzeltir bazen de düzeltemezler. Doğrudan bu konuyla ilgili bazı diziler var, ama ben izlemedim. Angel’s Last Mission gibi.

Melek deyince hayalet ve zombi dizileri de çok fazla Kore dizilerinde. Ben daha önce klasik diziler yazımda söz ettiğim Master’s Sun’ı izledim. çok izlenen Oh My Ghost ve Hey Ghost Let’s Fight‘ı da yarım bıraktım. Nedeni kötü olmaları değil benim bu tarzdan çok hoşlanmamam. Yine aynı biçimde Gong Yoo’nun zombili filmini izledim, onun dışında zombili dizileri izlemedim. Sevenlerinden ilk elden öneride bulunamadığım içim özür diliyorum. Bu arada komada kaldığı sürede bir hayalet ya da ruh mu demeli bilemiyorum rolü oynayan Kim Sun Ho’nun yeraldığı Two Cops dizisi de fantastik yanıyla ilginçti.

Denizkızı olan Jun Ji Hyun The legend of the Blue Sea’de mitolojik bir canlıyı canlandırdı. Daha önce oynadığı My love from the star da aynı yazarın onda da bu kez bir uzaylıyı izledik. Kim Soo Hyun’un canlandırdığı rolde.

Mitolojik olmasa da sıradışı olan bazı karakterler de var Kore dizi yazarlarının yazdığı. Çizgi film karakterleri bunlardan. W Two Worlds‘te bir webtoon’un içinden çıkıp gelen bir genci izledik. Extraordinary You dizisinin karakterleri de çizgi roman karakteriydi.

Bu mitolojik yaratıklardan başka insanların sıradışı olduğu pek çok dizi de var. Bunlardan biri romantik fantastik dizi Strong Woman Do Bong Soon. Başrol uyumuna da bayıldığım bu dizide dizinin fantastik yanından çok romantik yanıyla ilgilenmiştim.

He is psyhometric‘te ise insanların eşyalarına ya da vücutlarına dokunarak onlar hakkında bilgi verebilen bir genci oynayan Jin Young’ı izledik. Zaten oyuncuyu çok severim, bu diziyi de büyük bir zevkle izlemiştim.

İnsanların düşüncelerini okuyabilen bir gencin ( Lee Jong Suk ) yer aldığı dizi ise, çoğumuzun hemen anımsayacağı I can hear you. Hep istediğim bir şey olmuştur insanların düşüncelerini okumak. Bu dizi aynı zamanda nuna romans serimin içinde de yer alacak sanırım.

Yine kolları bacakları yerine takılan takma kol ve bacaklarla güçlü bir hale gelen bir karakteri anlatan Where Stars Land adlı dizide Lee Jee Hoon’u izledik. Dizinin senaryosu çok sağlam olmasa da farklıydı.

İnsanlardan söz etmişken beden değiştirmeyi konu alan pek çok fantastik diziden söz etmesek olmaz. Daha önce klasik diziler kapsamında söz ettiğim Secret Garden bunlardan biri.

Beden değiştirme konulu bir diğer güzel dizi de The Miracle we met’tir.

Yine izlemeyip uygun bir mood beklediğim 49 Days, izleyip senaryosunu çok beğenmediğim Big bunlardan.

Son zamanların moda konularından paralel yaşamlar ise pek çok dizide ele alınmış. Benim ilk önerim Welcome to Life.

Diğer bir dizi ise son günlerin hitlerinden The King Eternal Monarch.

Son olarak hemen hemen her dizinin içinde kullanılan reenkarnasyon teması var. Bu konuyu fantastik ya da bilimkurgusal olarak değil, inançlara bağlı bir olay olarak algıladığım için en sonda söz ediyorum. Kore halkı inançlarına çok uygun olduğundan neredeyse her dizide bu konuyu görüyoruz. Dolayısıyla bu konuyu liste içinde değil de belki ilerde ayrı bir yazı konusu olarak almayı uygun buluyorum.

Söz etmediğim çok fazla fantastik dizi olduğunun farkındayım, ama bu haliyle bile yazı oldukça uzun oldu. Bu seferlik bu kadar olsun, konu derin daha sonra yine ele alırız.

You may also like...

8 Responses

  1. dilek says:

    BLACK eksik kalmış:) bir kaç ay önce bu kore alemine girdiğimde ilk izlediğim dizilerdendi, beyin yaktı. ama nefisti. hele ki azrail olan Black in insanların acımasızlığı karşısında ağlaması tam şu anki zamanı anlatıyordu.

    • Deli Ajumma says:

      Evet onu biliyorum ama izlemediğim için yazmak istemedim. Başrol erkeğini izleyemiyorum, bir de çok şikayet etmişti izleyenler diye anımsıyorum.

    • Bulent says:

      Train dizisi güzel başladı. Ilk bölümünden itibaren kendini izlettirdi. Özellikle sevimli psikozlarımızı bu dizide dedektif olarak görmek güzeldi. The tunnel ve signal i izledim. Life on mars ve moonlovers i izlemedim. Rooftop prince dizinin kendi si kadar müziğinin de harika olduğu bir diziydi. Camilere site ve o beck the couple aynı konulara sahip 2 mükemmel diziler. Benim klasiklerin arasına aldığım diziler. Good çift 14 days izledim mükemmeldi. Master sun benim için efsane diyebilirim. Oh my ghost da işe ben daha çok bakire hayaletin müptelası oldum. Master şunda komediyle korkuyu çok güzel harmanlamıştı. Hey ghost lets fight sevimli hayalet kızımız guzelligi ile hepimizi büyülemişti. Two cops da basrol erkegi mukemnel di. My from this star icin 10 uzerinden 10 verdim cok guzeldi ya. Bunuda 3 kez seyretmisimdir. Hele o hastane sahnesi. Apandisti patlamisti. Do min joon kadini hastaneye getirmisti. Menejeri olarak geldiğini söylemişti. W tıp world mükemmel konusu ile hepimizin dikkatini çekmişti. Strong woman do bong soon çok komikti özellikle ilk bölümde mafyaya kafa tuttuğu bölümdü. Esra ordinary you ve he ise psikometric başlangıçta son 2 bölümünü izliyemedigim dizilerdi. The king anarchi muhakkak izlenmesi gereken dizi bence.

  2. kiperg says:

    Yine güzel bir derleme olmuş ajummacım ama bir ilave de benden olsun “365: Repeat the Year” hani Lee Joon-hyuk, Nam Ji-hyun, Kim Ji-soo ve Yang Dong-geun’un oynadığı ve Japon yazar Kurumi Inui’nin 2004 tarihli Repeat adlı romanından alıntılanan dizi..yine beyin yakanlar serisindendi beğenerek izlemiştim ..Bu aralar da Gumiho’yu seyrediyorum daha doğrusu seyretmeye çalışıyorum. Aslında K/drama’ya Secret Garden’la başladığım için bu tarz benim de vazgeçilmezim galiba.

  3. Neva says:

    Faith, Lee min honun en sevdiğim dizisi.lee joon gi nin hayaletli filmini de sevdim.Hayalet kızla Lee joon ginin karşılaşması çok hostu.Uzaylıyı sonu hariç sevdim.Kızın hayalindeki gibi evlensinler cocuklari olsun ,uzaylı gidip gelip durmasın isterdim.Secret gardendaki konuyu sevmiyorum ben.O yüzden izlemedim.Hun bin i jaykilda izlemek daha güzeldi.49 gun çok duygusaldı.Black ve rain in dizisini izlemek istiyorum.Psikometrik ve sesini duyuyorum da bitirmek istediğim dizilerden.

  4. Bulent says:

    Evet faith ve deserving of the name de listede olması lazım. 2 side çok güzel dizilerdi.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

%d bloggers like this: